*2422771 Yeterince Okuyor muyuz? - bordo mavi - Blogcu


Yeterince Okuyor muyuz?

5/6/2008 ·

Yeterince Okuyor muyuz?

Okumak, doðduðu andan itibaren birçok eðitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öðrenme yoludur. Sahip olduklarý bilgilerin %80'ini bu yolu kullanarak edinen geliþmiþ ülke toplumlarý, günümüzde daha fazla okuma alýþkanlýðýna sahip olmanýn saðladýðý avantajlarý her alanda yaþamaktadýrlar. Geri kalmýþ toplumlarýn karþýlaþtýklarý sorunlarýn bir çoðunun kaynaðýnda ise eðitimsizlik yer almaktadýr. Bu toplumlarda kiþiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanlarý çoðunlukla yararsýz uðraþýlarla geçirmektedirler. Oysa okuma alýþkanlýðý öncelikle kiþinin kendisi için mutlaka edinmesi gereken bir alýþkanlýktýr.

Kaliforniya'daki bir ilkokulda öðretmenlik yapan Jerry Greif, bundan tam 18 yýl önce,televizyonu kapatma fikrinin temellerini atacak bir eylemde bulundu. Onu, bu harekete iten en önemli sebep, televizyonun, öðrencilerinin hayatýnda kitap okumayla yer deðiþtirmiþ olmasýydý. Televizyon seyretme oraný arttýkça, çocuklarýn kitap okuma ve ondan zevk alma oranlarýnda ciddi düþüþler gözlemleyen Jerry Greif, "Çok Okuma, Az Televizyon" projesini geliþtirdi. Bu proje dahilinde eski bir televizyon okula getirildi ve her bir kitabý bitiren öðrenci, televizyona bir etiket yapýþtýrdý. Amaç, altý haftada bütün televizyonu etiketlerle kapatmaktý. Proje baþarýyla gerçekleþti ve Greif'in öðrencileri televizyonu etiketlerle kapladýlar. Bu proje sýrasýnda Jerry Greif'in bazý öðrencileri, iki hafta boyunca okuduklarý kitap sayýsýnýn, bütün hayatlarý boyunca okuduklarý kitap sayýsýndan fazla olduðunu belirttiler. Daha sonra bu faaliyet ülke çapýnda yayýlmaya baþladý.

ABD Ulusal Eðitim Geliþimini Deðerlendirme Dairesinin (National Assessment of Educational Progress - NAEP) 1986 yýlý araþtýrmalarýna göre, çeþitli yaþ gruplarýna ayrýlmýþ öðrencilerin okuma kabiliyetlerinin geliþiminde sürekli bir düþüþ olduðu gözlemlendi. Düzenli kitap okuma alýþkanlýðý olan kiþilerde bile bu düþüþ gözlenirken, televizyonun hakim olduðu hayatlarda bu durum daha da kötü sonuçlar ortaya çýkarttý. NAEP'in 1980-1984 yýllarý arasýnda yaptýðý araþtýrmalarda, günde ortalama 5-6 saat televizyon izleyen çocuklarýn okuma yeteneðinin, günde 2 saat televizyon seyreden çocuklarýn okuma yeteneðinden çok daha düþük olduðu ortaya çýktý. Seyretme miktarýnýn baþarýyý etkilediðini vurgulayan araþtýrmacýlar, en olumsuz etkiye, televizyonun neden olduðunu belirtiyorlar.

Yine ABD Ulusal Eðitim Geliþimini Deðerlendirme Dairesinin yaptýðý eðitim istatistiklerine göre, son yýllarda öðrencilerin okuma ve yazmadaki baþarý oranlarýnýn düþtüðü belirtiliyor. 1998 raporlarýna göre, dördüncü ve sekizinci sýnýflarýn % 16'sý, on ikinci sýnýflarýn % 22'si temel yazma becerilerini öðrenememiþler. Yine ayný rapora göre, dördüncü, sekizinci ve on ikinci sýnýflarýn ancak % 40'ý yeterli okuma seviyesine ulaþabilmiþler. Dördüncü sýnýflarýn % 7'si, sekizinci sýnýflarýn % 3'ü ve on ikinci sýnýflarýn % 6'sý ancak okumada ileri seviyeye gelebilmiþlerdir.

Okumanýn Faydalarýndan Örnekler...

Yazma Yeteneði

Wall Street gazetesi köþe yazarlarýndan Marie Winn, televizyonun sadece çocuklarýn okuma yeteneklerini deðil, ayný zamanda yazma yeteneklerini de etkilediðini ileri sürüyor: "Doðru okuma kabiliyeti olmayan çocuklarýn asla yazmayý öðrenmeyeceðini, þüphesiz bütün eðitimciler bilir. Yazý, kitapla yapýlmýþ bir konuþmadýr ve sadece kitapla konuþmayý, okuyarak öðrenebilirsiniz."

Kelime Haznesi ve Düþünme Kabiliyeti

Okuyan kiþiler çok okumanýn beraberinde getirdiði zengin kelime daðarcýðýna sahip olduklarý için, hikmetli ve etkileyici konuþarak hitap ettikleri kiþilerde etki de uyandýrýrlar. Bu etki ise insanlarla iliþkileri güçlendirir, kiþiye daha sosyal bir karakter kazandýrýr. Dahasý, geniþ kelime daðarcýðý, insanýn daha fazla kavramla düþünebilmesini de saðlar. Yani düþünce kapasitesini ve kültür düzeyini artýrýr.

Boþ zamanlarýný, çoðu zaman hiçbir yararlý bilgi aktarmayan televizyon karþýsýnda geçirmek yerine kitap okuyarak deðerlendiren bu kiþiler, edindikleri bilgi ve kültür sonucunda ayný zamanda toplum içinde etkin bir kiþiliðe sahip olurlar. Tüm bu özellikler, kiþilerin öncelikle kendileri için okumalarý gerektiðinin çok önemli bir göstergesidir. Okuyarak kendini geliþtiren kiþiler ise elbette çevrelerinde geliþen olaylara da hakim olacak ve toplum içinde eðitim seviyesinde zamanla bir ilerleme saðlanacaktýr.

Göz Kaslarýnda Geliþme

Göz kaslarý, günlük kullanýmla güçlenir ve geliþir. Okuma, karýþýk göz hareketi kullanýmýný gerektirir. Halbuki televizyon seyretme, gözü tek bir noktada tutarak, bu kaslarý etkiler. Çok televizyon seyretmeye alýþmýþ çocuklarýn kitap okumanýn gözlerini yorduklarýný söylemeleri, göz kaslarýnýn televizyon sebebiyle geliþememesinden kaynaklanmaktadýr.

Televizyon Tembelliðine Dikkat

Evlerin baþ köþesinde oturan ve pek çok insanýn hayatýný doðrudan doðruya yönlendirmeye devam eden televizyon, çocuklar baþta olmak üzere, birçok kiþinin okuma ve anlama kabiliyetini de ele geçiriyor. Uzmanlar bu yüzyýlda, geçen yüzyýla oranla daha az kitap okunduðunu belirtiyorlar. Özellikle son 30 sene içinde kitap okuma oranlarýnda ciddi düþüþler olduðunu belirten uzmanlar, televizyon ve diðer görsel medya araçlarýnýn hýzla yayýlmasýný buna sebep olarak gösteriyorlar. Çünkü, televizyon seyreden insanlar, dünyadaki savaþlardan bilimsel araþtýrmalara kadar her konuda bilgilendiklerini düþünerek daha fazla performans isteyen kitap okuma faaliyetine yönelmiyorlar.

Winn, televizyonun, çocuðun kelimeleri tanýmasýna, anlamlarýný çözmesine, hecelemesine, kelime haznesinin ve düþünme kabiliyetinin geliþmesine engel olacaðýný belirtiyor. Kitap okuyan bir çocuðun, okuduklarýný kafasýnýn içinde resimlendirdiðini ve bunu yaparken hayalgücünü kullandýðýný belirten Winn þunlarý vurguluyor: "Televizyon görüntüleri, sembollerin ifade ettiði anlamlarý çözmeyi bize býrakmýyor. Televizyon seyretme sýrasýnda, zihin sembolleri deþifre edemez ve yararlanýlabilir hale getiremez."

Televizyonun, okuma alýþkanlýðýnda meydana getirdiði olumsuz etkilerden biri de konsantrasyonu azaltmasý. Televizyon görüntülerindeki aþýrý hýz ve hareketliliðin yaný sýra, programlarýn sýk sýk reklamlarla kesilmesi, dikkat sürekliliðinin kaybolmasýna, yoðunlaþma kapasitesinin bozulmasýna neden oluyor. Gallup'un 1992-1999 yýllarý arasýnda yaptýðý ankette, katýlýmcýlarýn çoðunluðu, televizyonu kapattýktan sonra rahatlama hissi duyduklarýný, fakat pasiflik ve konsantrasyon düþüklüðünün sürdüðünü belirtiyorlar. Televizyonun enerjilerini emdiðini ve kendilerini tükenmiþ bir hale getirdiðini belirten katýlýmcýlar, normal zamana oranla, televizyon seyrettikten sonra konsantrasyon güçlüðü çektiklerini belirtiyorlar. Tam tersi olarak, kitap okuduktan sonra bu tür zorluklarýn nadiren görüldüðü belirtiliyor.

Kitap okuma, insana, uzun süre konu deðiþtirmeden dikkatini toplama eðitimi kazandýrýrken, televizyon insaný bunun tam tersine alýþtýrýyor. Televizyon seyrederken, beyin faaliyetleri, uyanýk bilincin belirtisi olan beta dalgalarýný, düþük bilincin belirtisi olan alfa dalgalarýna çeviriyor. Gözler açýkken normal olarak meydana gelmeyen belirli elektronik dürtüler, televizyon seyrederken meydana geliyor. Bu dürtüler gözü bir noktada uzun süre odaklýyor. Bu yan etkiler, özellikle yeni okumayý öðrenen çocuklarda zararlý oluyor. Çünkü bu zararlý etkiler, okumanýn gerektirdiði özelliklerin tam tersini geliþtiriyor. Böylece, uzun süreli televizyon seyretme, kitap okumayý zorlaþtýrýyor.

Türkiye'de Durum

Okuma ve düþünce becerisinin yerleþmediði toplumlarda, televizyon çok daha fazla etkileme gücüne sahip oluyor. Özellikle gösteri çaðýnýn öncülüðünü yapan televizyon sayesinde, halk sadece gösterilenle yetinmeyi tercih edip, kitap okumadan iyice uzaklaþýyor. 21'inci yüzyýla girerken Türkiye, kitap okuma oranýnda çoðu Afrika ülkesinin gerisinde kalmýþ durumda. Japonya'da toplumun % 14'ü, Amerika'da % 12'si, Ýngiltere ve Fransa'da % 11'i düzenli kitap okurken, Türkiye'de durum % 0,01 yani, on binde bir.

Boðaziçi Üniversitesi Öðretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yavuz Akpýnar'ýn yaptýðý araþtýrmalara göre, öðrenciler arasýnda kitap ve gazete okuma alýþkanlýðýnýn azaldýðý görüldü. Öðrencilerin % 6'sýnýn bir yýl içinde hiç kitap okumadýðý belirlendi. Bir yýl içinde 5 kitaptan fazla okuyanlarýn oraný ise sadece % 31. Öðrencilerin % 59'u son bir yýl içinde Türkiye'de popüler olan hiçbir kitabý bilmiyor. Öðrenciler arasýndaki gazete okuma oranlarý da oldukça düþük. Öðrencilerin % 3'ünün evine hiç gazete alýnmamakta, % 2'si ise gazetenin hiçbir bölümünü okumuyor. Spor ve magazin sayfalarý % 32, haber ve ekonomi sayfalarý % 11, sanat sayfalarý % 14, gazete ekleri ise % 24 oranýnda okunuyor.

Her ne kadar televizyonun görsel olmasý ve bütün duyularýmýza hitap etmesi onu çekici hale getirse de bütün bildiklerimizin % 80'ini okuduklarýmýzla kazanýyoruz.
Televizyon ilgi çekici yönleri olmasýna raðmen, öðrenme açýsýndan, kitap okumayla karþýlaþtýrýlýnca çok etkili deðildir. Ýþte bu yüzden kitap okumak kalýcý öðrenmenin en iyi yoludur.

Allah Okumanýn Önemini Kuran'da Bildirmiþtir

Okuma alýþkanlýðý Yüce Allah'ýn Kuran'da dikkat çektiði önemli bir konudur. Peygamberimiz (sav)'e ilk vahyedilen ayette, "Yaratan Rabbin adýyla oku." (Alak Suresi, 1) þeklinde buyrulmaktadýr.

Ayrýca unutulmamalýdýr ki, Yüce Allah'a olan sevgi, O'nun yarattýðý varlýklardaki üstün ve kusursuz özelliklerin okuyarak öðrenilmesi ile daha da artacaktýr. Yaratýlýþ delilleri müminlerin üstün güç sahibi, herþeyin Yaratýcýsý Rabbimiz'den gereði gibi korkmasýna da vesile olacaktýr. Göklerdeki, yerdeki ve ikisi arasýndaki herþeyin Yaratýcýsý olan Allah Kuran'da þöyle buyurmuþtur: "Allah'ýn gökyüzünden su indirdiðini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri deðiþik olan meyveler çýkardýk. Daðlardan da beyaz, kýrmýzý renkleri deðiþik ve siyah yollar (kýldýk). Ýnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle deðiþik olanlar vardýr. Kullarý içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek- korkar'. Þüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandýr, baðýþlayandýr." (Fatýr Suresi, 27-28)


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arkadaşına Gönder!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

« Önceki :: Sonraki »